24 Kasım 2008 Pazartesi

konser,gece,piyano.

Sekizmilyon ağaç etrafımda dönüyor. Sağımdan gelen ışık solumdaki karanlığı aydınlatmadı şimdilik. Okulun hem kablosuz interneti olan hem de koltukları rahat, bir yerinin olmadığını şu anda görüyorum. Daha önce bir kaç defa amaçsız geldiğim sinema salonunda halıfleksin üzerine oturmuş klavye seslerini dinliyorum. An itibariyle internetim de yok. Bu gece Portecho konseri vardı. Yine okulumun güzel kızları en rahat dansedebildikleri ve aynı anda en çok hava atabildikleri kıyafetlerini giymişlerdi.

Bu sefer Portecho 2 sene evvelkinden daha durgundu. Ya da sadece kitle artık Portecho seven kitle değil.Halbuki eskiden bütün okul Portecho Fun Club kurmuş gibiydi. Ya biz yaşlandık dinlenen müzikler değişti. Ya da Portecho eskisi kadar iyi değil.

Aslında konserin yarısını yeşil ciğerler ve kırmızı gözlerle izlediğim için bu kadar ahkam kesmem anlamsız. Belki de herkes çok eğlendi ve grup da eskisinden daha iyi.

Okuldan dışından bir arkadaşım “ Sizin okulun kızları ne kadar erişilmezler” gibi birşey zırvaladı. Gerçekten öyleler mi? Hiç bir fikrim yok. Hiçbirine o gözle bakıcak kadar vakit geçirmedim bu okulda.

Göğsüm ağrıyor. Belki oksijen istediğini böyle bana belli etmeye çalışıyor. Belki de sadece arkadan gelen piyano sesi içimi titretiyor. Evet gecenin 2.27 sinde üniversite merkezinin arka odalarında klasik jazz çalan bir arkadaşımız var. Güzel duyuluyor. Ama kesinlikle gidip tanışmayı sus demeyi ve onunla herhangi bir etkileşime girmeyi düşünmüyorum. Hollywood klişesi olmasın. Ya da bir başka klişe ben bu yazıyı yazarken uyuya kalırım ve sabah beni görevliler uyandırır. İlk dersim 12.30 da. Acaba sabah kaçta uyanmam gerekir. Normalde 2.40 daki derse gitmeyi daha kabul edilir bulurum. Ama bu okulda 2.00 ye kadar nerde uyuyabilirsin ki?

Suyum bitmedi. Sigaram bitmedi. Ciğerlerim ağrıyor. Ve harfler ters gidiyor.

-Neresi burası?

-Ne biliym amınakoyim.

-Bu müzik ne? Bu koltuklar ne? Uyunur mu lan burda?

- Zıbar lan!

İçseslerim birbirlerine nazik oldukları kadar beni de çok karmaşık bir savaşın içine sürüklüyorlar. Susmalarını emrediyorum ama ben artık onların tanrısı değilim. Ben artık onların altın öküzüyüm. İstediklerini yapıp boku tanrılarına atan ilkel kavimler gibiler. Şu anda anlıyorum.İbrahim’in Musa’nın tanrısının neden sinirli ve kibirli olduğunu? Bu tebaa’yla bu iş yürümez.

Aklı başa devşirmek lazım. Ve zıbarmak.